Benden Bi Kuple


Hani bazı kişiler karşısındaki kişide daha fazla bir etki yapabilmesi, ve sanatçı ruhuna şüpheyle yaklaşılmaması için "Çocukluğumda saç fırçasını mikrofon yaparak şarkı söyler, aynanın karşısında sevdiğim sanatçıların taklidini yapardım. Ta o vakitten sanatçılık varmış çocuk bünyemde diye." konuşurlar ya. İşte ben de böyle bir girizgahla başlamak istiyorum kendimi anlatmaya. 



Gerçekten hatta inanın ben de çocukken kurşun kalemlerimin uçlarını tek tek açar her an ilham gelebilir, belki bir şeyler yazabilirim diye defterimle dolaşırdım. (O zaman bu gelen hissin adının ilham olduğunu bilmediğim için, ilhan gelecek derdim.:)

İlkokulda iken, arkadaşlarıma doğum günü hediyesi olarak akrostiş şiirler yazar ve yüz ifadelerini gördüğümde bundan bir oyundan aldığım keyif kadar mutlu olurdum. İlerleyen yıllarda da dargınları barıştırdığım, ayrı sevgilileri kavuşturduğum olmuştur kişilerin ağzından mektuplar ve şiirler yazarak. Bunu da itiraf etmekte fayda var :)







Bu sebeplerle yazma tutkusu, her zaman benimle birlikte var oldu. İyi ki de öyle oldu. Yazmak benim arkadaşım oldu, çoğu zaman da sırdaşım. Bu alışkanlığın yanına araştırma sevdası, seyahat, fotoğraf çekmek, gidilecek rotanın belirlenmesi, tatil planlarının yapılması, kalınacak yerlerin ayarlanması, gidilen yerlerde özel lezzetlerin ve farklı mekanların keşfi hevesiyle birleşince ortaya böyle bir blog çıkmasının gerekçesi de bir bir gerçekleşmiş oldu. 


Umarım sizler de okumaktan keyif alırsınız, çünkü ben yazmaktan ve paylaşmaktan şimdiden keyif almaya başladım bile...


                                                                                                     Suzi.

1 yorum:

Kim Sevmez ki Cuma Gününü


Bugün sizlere bir cuma gününün dayanılmaz, rahatlatıcı tesiri var bünyede konusunu işlemek istiyorum.

Cuma gününü hasretle beklememizde ki en önemli etken sanırım,  bu değişken havaların insan ruhunda yarattığı sarhoşluk, hastalık ile hasta olmayacağım inatlaşması içinde geçen ruh halleri ve buna muktedir hafta sonu gelsin yatayım, uzanayım, dinleneyim hiçbir şey yapmayayım istekleri.




Ama durun! Uyuma ve dinlenme planlarınızı öne almayın. Ondan önce bazı söyleyeceklerim var:

Özellikle de İstanbul'da yaşayanlar için hafta sonu için bazı önerilerim olacak; Sakın korkup da bize plan falan sunma zaten maddi olarak çıkmazdayım gibi bahane üretmeyin arkadaşım. Korkmayın söyleyeceğim öneriler gayet bütçeye uygun, hatta ruha da iyi gelecek türden. Şu aralar gösterimde de gayet güzel filmler var. En son In the Hearth Of the Sea (IMDB Puanı: 7,0) izlemiş birisi olarak sizlere de tavsiye ederim. Ayrıca son zamanlarda methini duyduğum ve benim de fragmanını izleyerek kesin izlemeliyim kararını verdiğim Colin Farrell ve Rachel Weisz'in başrollerini paylaştığı The Lobster'i de tavsiyelerimin ikinci kısmına ekliyorum. Diğer filmleri de izledikçe ya da araştırdıkça paylaşacağım buradan.




Sinemada filme gitmek dışında,  ikamet ettiğiniz belediyelerin de kültür sanat etkinlikleri içinde hafta sonları birçok ücretsiz etkinlikler düzenleniyor. Bunları da belediyelerin internet sayfalarından takip etmenizde fayda var.

Ayrıca bu cumartesi günü hava da açık ve güneşli görünüyor. Şayet derseniz ki zaten haftanın 5 günü kapalı bir ortamda çalışıyorum biraz ruhum şenlensin, gözüm gönlüm açılsın ve oksijen alayım. O zaman vurun kendinizi sahillere, sahil kenarındaki bütçenize uygun olan cafelere...Alın elinize bir kitap, dergi ya da gazete baş başa kalın benliğinizle...

Tabi ki arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle ya da ailenizle yapacağınız planları da katarsak; hafta sonu yetmeyebilir bile planlarınıza.

Kim sevmez ki Cuma Gününü diyerek bitirirken sözlerimi hafta sonu güzel planlar yapın ve hayatınızın her anını yaşamanın tadına varın...



0 yorum: